ANTALYA / TEKHA
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında yaptığı konuşmada, küresel belirsizliklere ve bölgesel krizlere dikkat çekerek diplomasinin “yarını tasarlama sanatı” olduğunu vurguladı.
Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) katılımcılara hitap eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, forumun beş yıl içinde farklı kıtalardan aktörlerin buluştuğu küresel bir markaya dönüştüğünü belirtti. Bu yılki temanın “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” olarak belirlendiğini ifade eden Fidan, diplomasinin krizler karşısındaki kritik rolüne değindi.
“Diplomasinin Nabzı Antalya’da Atıyor”
Bakan Fidan, forumun eşsiz bir buluşturma gücüne sahip olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Yenilikçi bir platform olacak ve aynı zamanda zamanın ruhunu okuyan bir forum hedeflemiştik. Bugün çok şükür Sayın Cumhurbaşkanım sizin öncülüğünüzde 5 yıl sonra görüyoruz ki büyük bir memnuniyetle forumumuz farklı kıtalardan ve siyasi geleneklerden aktörlerin buluştuğu küresel bir markaya dönüştü. Forumumuzu benzerlerinden ayıran başlıca özelliklerinden biri sahip olduğu bu eşsiz buluşturma gücü. Bu yönüyle bugün diplomasinin nabzı Antalya’da atmakta. Bu yılki temamızı mevcut uluslararası konjonktürü de dikkate alarak ‘Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek’ olarak belirledik.”
Küresel Krizler ve Belirsizlik Vurgusu
Belirsizliklerin ve krizlerin çağın baskın bir karakteri haline geldiğini söyleyen Fidan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Evet belirsizliklerin yoğunlaştığı bu dönemde asıl soru geleceği hangi akılla, hangi iradeyle ve ne tür bir vizyonla şekillendireceğimizdir. Tam da bu amaçla küresel ve bölgesel meseleler Antalya’da tüm yönleriyle masaya yatırılacak, çözümler ortak akıl ve hikmetle burada inşallah şekillenecektir. Her gün şahit olduğumuz gibi birbirini tetikleyen eş zamanlı ve çok boyutlu krizlerle karşı karşıyayız. Burada söz konusu olan yalnızca krizlerin ve jeopolitik sınırlamaların çoğalması değil. Asıl mesele belirsizlik ve krizlerin uluslararası sistemin geçici bir arızası olmaktan çıkıp bizzat çağımızın baskın bir karakteri haline gelmesi.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz yılki “kuralsızlık ve belirsizlik” uyarılarını hatırlatan Bakan Fidan, bölgedeki son buhranın bu tespitleri acı bir şekilde doğruladığını ifade etti.
İsrail Yayılmacılığına Sert Eleştiri
Bölgedeki çatışmalara ve İsrail’in politikalarına değinen Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“Geçtiğimiz yıl forumumuzun gündemine devam eden Gazze soykırımı ve küresel etkileri oturmuştu. Bu yıl ise yine bölgemizde küresel etki üreten İran savaşı eklendi. Uluslararası sistemdeki ağır tahribat ve sürekli artan tırmanma bölgemizi yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu süreçte insanlık savaşın kazananının olmayacağını ağır bedellerle bir kez daha tecrübe etmiştir. Şüphesiz bu savaştan başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin çıkaracağı tarihi dersler bulunmaktadır. Ancak böylesi dönemlerde ilk ve acil görev ateşi söndürmektir. Sağlanan ateşkesin sahada tam olarak uygulanması ve sürecin kalıcı bir barışa tahvil edilmesi samimi temennimizdir. Burada başta Sayın Pakistan Başbakanı olmak üzere bütün emeği geçen kardeşlerimize en içten teşekkürlerimizi de iletmek istiyoruz. Fakat sağlanan bu sükunet ortamı sorunun asıl kaynağını gözden kaçırmamalıdır. Özellikle son 3 yılda Gazze’deki soykırımla başlayan ardından Lübnan ve Suriye’ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı küresel güvenliği doğrudan tehdit eder hale gelmiştir. Eğer bölgemizde ve ötesinde kalıcı bir barış arzu ediliyorsa tüm dünyada istikrarsızlık ihraç eden bu yayılmacılığa acilen uluslararası toplumun dur demesi gerekmektedir.”
“Diplomasi Yangını Durdurma İradesidir”
Diplomasinin tanımını ve Türkiye’nin vizyonunu paylaşan Bakan Fidan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sayın Cumhurbaşkanım bugün uluslararası toplum savaşın durdurulması için nadir görülen bir anlayış birliği sergilemekte. Böylesine kıymetli bir zeminin diyalog ve diplomasi lehine değerlendirilmesi için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Esasen Antalya Diplomasi Forumu’nun özünde de bu yaklaşım bulunmaktadır. Diplomasiyi yeniden işler hale getirmek. Bizim anlayışımıza göre diplomasi yangını daha fazla yayılmadan durdurma iradesidir. Kopmuş bağları sabırla onarma kabiliyetidir. Düşmanlıkları kader olmaktan çıkarma cesaretidir. Ortak geleceğe dair asgari zemini korumak ve büyütme sanatıdır. Yani diplomasi yarını tasarlamaktır. Peki yarını tasarlama vizyonumuzu nasıl bir mimari üzerine inşa edeceğiz? Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bu vizyonun iki ana taşıyıcı sütun üzerinde yükselmesi gerektiğine inanıyoruz.”




